+90 543 433 60 80 info@sanatlarandevu.com
+90 543 433 60 80 info@sanatlarandevu.com

Göbeklitepe & Karahantepe: Binlerce Yıllık Sırların Yeni Dili

Bazı yerler vardır; sadece geçmişi anlatmaz, onu yeniden düşündürür. Göbeklitepe ve Karahantepe tam da böyle mekanlar. Şanlıurfa’nın taş tepelerinde yükselen bu iki Neolitik alan, insanlık tarihine dair bildiklerimizi sessiz ama köklü biçimde dönüştürüyor. Bugün artık biliyoruz ki, yaklaşık 12 bin yıl önce henüz tarım başlamamışken bile insanlar bir araya geliyor, ritüeller düzenliyor, semboller üretiyor ve anıtlar inşa ediyordu.

Taşların Anlattığı İlk Hikaye: Göbeklitepe

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe, dünyanın bilinen en eski anıtsal ritüel merkezlerinden biri. T-şekilli devasa taş sütunlar, üzerlerindeki hayvan kabartmalarıyla adeta birer taş anlatıcı gibi karşımızda duruyor.

Son yıllarda yürütülen kazılar, Göbeklitepe’yi sadece “en eski tapınak” olarak değil, sosyal etkileşim ve kolektif hafıza mekanı olarak da düşünmemizi sağlıyor. 2025–2026 kazı sezonlarında ortaya çıkarılan yaşam boyutlarında, insan başı ve gövdesi özellikleri taşıyan bir heykel, Neolitik insanın sanatsal ifade gücünü ve zihinsel dünyasını çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.

Öte yandan Enclosure C’de yoğunlaşan restorasyon çalışmalarıyla, yapılar korunarak güçlendiriliyor. Amaç yalnızca sergilemek değil; bu mimariyi, zamana karşı dayanıklı hale getirerek geleceğe aktarmak.

Göbeklitepe’nin Sessiz Komşusu Değil: Karahantepe

Karahantepe ise Göbeklitepe’nin “gölgesinde” kalan bir alan olmaktan çok uzak. Aksine burada ortaya çıkan buluntular, Neolitik yaşamın ritüel ile gündelik hayat arasındaki geçirgen sınırlarını anlamamız açısından benzersiz.

250’den fazla T-şekilli sütun, üç boyutlu heykeller ve kaya içine oyulmuş mekanlar, buranın sadece törensel değil, aynı zamanda yaşanan bir yer olduğunu düşündürüyor. Son kazı sezonlarında bulunan insan yüzü betimlemeli T-şekilli sütun, sembolik anlatının hayvandan insana doğru evrildiğine dair güçlü bir ipucu sunuyor.

Karahantepe’de ritüel alanlar ile yaşam izlerinin iç içe geçmesi, Neolitik insanın dünyasında kutsal ile gündelik olanın bugünkü kadar ayrı olmadığını gösteriyor.

Taş Tepeler Projesi: Büyük Resim

Göbeklitepe ve Karahantepe, daha geniş bir çerçevenin parçası: Taş Tepeler Projesi. Bu kapsamda bölgede yer alan çok sayıda Neolitik yerleşim eş zamanlı olarak kazılıyor. Yeni alanlar, karbonize bitki kalıntıları, tohumlar ve mimari izler; avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata geçiş sürecinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.

Artık sorumuz şu:
İnsanlar tarımı mı keşfetti, yoksa birlikte yaşama ve ritüel ihtiyacı mı tarımı doğurdu?

Taşlar Konuşuyor

Göbeklitepe’nin sütunlarındaki yaban hayvanları, Karahantepe’nin insan yüzleri… Bunlar yalnızca arkeolojik buluntular değil. Binlerce yıl önce yaşamış insanların korkularını, inançlarını, hayranlıklarını ve birlikte olma arzusunu taşıyan sessiz tanıklar.

Her yeni kazı sezonu, geçmişle aramızdaki mesafeyi biraz daha kısaltıyor. Taşlar konuşuyor; biz sadece daha dikkatli dinlemeyi öğreniyoruz.

 

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Yorum Yap


The reCAPTCHA verification period has expired. Please reload the page.